İslam ve Kadın.

İslam dini tüm genel hatlarıyla ele alındığından inananlar tarafından bir “özgürlük” dini olarak görülse de (ya da gösterilmeye çalışılsa da) bu dine şüpheyle bakanlar için aslında tamamen kadını boyunduruğu altına almaya çalışan tam bir ataerkil dindir. Ki bu en basitinden “iki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir” diyen Bakara suresi 282. ayette görülebilmektedir.(1)

İslam öncesi dönemin Bedevi kadınları, Kuran’ın kendilerine gönderildiğinden daha yüksek bir toplumsal yere sahiptiler.(2) Birlikte olacağı erkeği kendi seçen, istediği taktirde boşanma hakkına sahip olan, giyim kuşam ve ticari yaşama katılmada son derece özgür kadınlardı. Bunun en temel ve ilginç örneği zaten Muhammed’in ilk karısı olan Hatice’dir.(3)

İslam dininin insanı yanılgıya düşüren en temel özelliklerinden biri kadını özgürmüş gibi gösterip aslında sınırlamasıdır. Örneğin Azhab suresinde “sabreden, oruç tutan, iyi” Müslüman kadınlara büyük mükafatlar vaat edilmiştir. Nisa Suresi’nde “inanmış olarak yararlı iş gören” kadınların cennete gidecekleri belirtilmiştir. Nalh Suresi’nde “kadın erkek inanmış olarak kim iyi iş işlerse, onu temiz bir hayat ihya ede yaşatırız” diye yazılmıştır.(4)

İşte bu ya da buna benzer metinlere bakılarak İslam’ın aslında bir cinsiyet ayrımı yapmadığı, kadınları özgürleştirici bir misyonu üstlendiği düşünülebilir. Oysaki bahsedilen hükümlerin her birinde kadını hak ve özgürlüklerinden yoksun eden, küçülten ve erkeğin hizmetine ve sömürüsüne terk eden gizli amaçlar yatmaktadır. Bu sureler kadına reva görülen itaatkarlık, hizmetkarlık ve aşağılık durumu hiç sezdirmeden ona kabul ettirmek ve hazmettirmek için düşünülmüştür. Örneğin “mü’min kadınların tıpkı mü’min erkekler gibi cennete alınacaklarına” ya da “analarının ayakları altından cennetler geçtiğine” dair sözler özünde, gerçek olarak kadına ne kadın olarak ne de ana olarak hak ve değer tanıyan bir anlam taşır. Çünkü bir kere kadınların cennete girebilmesi her şeyden önce kocasının hizmetlerini en iyi şekilde görmesine, onu memnun etmesine, ona mutlak şekilde itaat etmesine ve onun şehvetini, yine onun dileğine ve zevkine göre gidermesine bağlıdır. Öte yandan cennete alınan kadın için mutluluk ya da huzur diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü cennetler, sadece erkeklerin mutluluğu ve saltanatı için öngörülmüş ve buna yarar sağlayacak şekilde hazırlanmıştır. Örneğin e’n Nebe suresine “çekinenlere bir kurtuluş ve murada eriş yeri” olarak belirtilen cennette “memeleri yeni sertleşmiş kızlar ve dopdolu kadeh” olduğu yazılıdır. el-Vakıa suresinde, cennete giren mü’minlere “kara gözlü huriler” vaat edilmiş ve bu hurilerin “kız oğlan kız olarak” hak edildiklerini ve “cilveli ve şirin sözlü” olup “eşlerine aşık ve onlarla yaşıt” kılındıkları eklenmiştir. Burada hatırlamak gerekir ki bu huriler ve kara gözlü dilberler, mü’min erkeklerin “asıl ve gerçek” eşleridir. Buradan da anlaşılıyor ki mü’min erkekler yeryüzündeki eşleri önünde her zaman ve her bakımdan üstündürler.(5)

Bilindiği gibi bir İslam geleneği olan erkek çocuk sahibi olmanın verdiği sevinç ve kız çocuk sahibi olmanın verdiği üzüntü hala günümüzde görülmektedir. Erkek çocuk sahibi olan ana bana kutlamalar yaparken kız çocuk sahibi olan ana babaya bir dahaki sefere erkek çocuk sahibi olması temennisinde bulunulması durumu hala günümüzde bile görülebilmektedir.

İslamda kadın erkek ayrımcılığı bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Örneğin Kur’an Müslüman erkekleri için “hoşunuza giden kadınlara, iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz”(4 Nisa 3) şeklinde bir imtiyaz tanımıştır.(6) Fakat elbette ki kadın için böyle bir imkan ve olanak diye bir şey söz konusu bile değildir.

Aynı zamanda cinsel yönden de fazlasıyla gerici bir üslubu olan Kuran’da cennete gidecek Müslüman erkeklere vaat edilmiş “biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır, onları bakire kılmışızdır”(56 Vakıa 35-38), “Cennetlerde bakışlarını yalnız erkeklerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler var”(55 Rahman 56) şeklinde ayetler bulunmaktadır.(7)

Bu verilen örneklerin sayısını arttırmak mümkündür fakat en temelinde buradaki örneklerden bile yola çıkarak İslam dininin de “toprak ana” inanışı ardından gelen tüm inanışlar gibi tamamıyla erkek egemen bir yapıya sahip olduğunu ve kadınların ikinci plana atıldığını görebilmek için sanırım yalnızca “kör” olmamak bile yeterlidir.

Notlar:

(1) Arsel 1991: 9
(2) Beauvoir 1993: 76
(3) Arsel  1991: 24
(4) Arsel 1991: 46
(5) Arsel 1991: 47
(6) Arsel 1991: 169
(7) Arsel 1991: 182

Kaynakça

İ. Arsel, Şeriat ve Kadın, Kurtiş Matbaası, İstanbul, 1991
S.Beauvoir, Kadın “ikinci cins” Genç kızlık çağı, Payel Yayınevi, İstanbul, 1993

About these ads

İslam ve Kadın.” üzerine 8 yorum

  1. Öncelikle kadın erkek ayrımı islamiyette Kur’an da değil törelerde vardır.

    PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v): “Yemek pişirmek,çamaşır yıkamak,ev süpürmek gibi işler;kadının vazifesi değildir.Bunları yapıyorsa, eşine ve evladına İKRAMIDIR,HÜRMETİDİR..Eğer yaptığı tüm bu işler için hakkını helal etmeyip,ücret isteseydi vermek zorunda kalacaktınız.O halde,sana böyle hürmet eden eşine TEŞEKKÜR et…”DEMİŞ…

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)

    Kur’an-ı Kerimin ayetlerini neye göre yorumladığınızı da çok merak ediyorum; Kendi fikirlerinize göre mi? Yoksa Bir alimle mi konuştunuz veya bu konu hakkında bilgili eğitim almış insanlarla mı istişare ettiniz?

    • Yazıda elbette ki kendi yorumlarım da var ancak kullanılmış olan dipnotlara ve kaynakçaya bakacak olursanız göreceksiniz ki ağırlıklı olarak Prof. Dr. İlhan Arsel’in “Şeriat ve Kadın” adlı kitabından faydalandım. Bu bağlamda da yorumunuzun genel havasından yola çıkarak size tavsiyem, dinler tarihi ile ilgili bilgilerinizi yalnızca İslamiyetle sınırlamamanız şeklinde olacaktır. Bu noktada da size -en azından bir başlangıç olması için- Muazzez İlmiye Çığ’ın “Kur’an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki kökeni” ve Arif Tekin’in “Sümerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler” adlı kitaplarını öneririrm. Teşekkürler.

      • Prof. Dr. İlhan Arsel bence aklı öne çıkardı. Allah Rahmet Eylesin. Keşke keşke ve keşke gerçekleri rahmeti ve inceliği, bizim yaşadığımız dini değil Dinin letafetini görebilseydi. Evet hurafelerden uzak bir din tercihi vardı ama Din vardığı toplumlarda mutlaka aşınmaya uğrar. Hocam.
        Saygılar.

  2. Önerdiğiniz kitaplar için çok teşekkür ederim tabiki de okuyacağım bende size Kur;’an-ı Kerimi okumanızı gerek arapça gerek türkçe olarak incelemenizi öneririm. Tek bir kitaptan faydalanarak İslamiyet ve Kadın konusunu yazabilirsiniz fakat Kur’an-ı yargılayamaz yorumlayamazsınız. Bunu sadece Kur’an-ı Kerim için değil 4 büyük kutsal kitaptan hangisi burada olsa yine aynısını yapardım. Adı üstüne 4 büyük kutsal kitap, biraz hassasiyet lütfen. Teşekkürler.

  3. Benim kişisel düşüncem şudur ki Kur’an(ve genel olarak İslam ve Şeriat) kendi zamanı içinde değerlendirilmelidir. Kur’an iki boyutludur. Kitlelere hitap eden ve bireyleri kitle içinde tutma amacı güden Kur’an yani devlet hukuku yani Şeriat. Öbür yüzü ise bireye hitap eden ve genel bilgi ve kuralları içeren Kur’an. Kız çocuk doğduğunda üzülünmesini İslam geleneği olarak söylemişsiniz fakat gerçek bu değildir. İslam öncesi dönemde kız çocuklarının toprak altında diri diri gömüldüğü Kur’anda veya İslam tarihçileri tarafından anlatılmıştır. Zira Engels aileyi anlatırken özel mülkiyetle birlikte soykütüğünün erkek temelli olmaya başladığını anlatmıştır. Durum bu olunca kız çocuk soyu devam ettirici olarak görülmemiştir bu İslamdan önce ve İslam çağdaşı medeniyetlerde çok açık görülmektedir. İslam devleti devlet olarak konumunu koruyabilmek ve çatışmaları engellemek için geleneklere büyük saldırılar yapmamış, reformcu bi bakış açısıyla yaklaşmıştır. Bu bakış açısı sadece kadın değil kölelik için de geçerlidir. Örneğin:
    Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)
    veya
    Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.(Nahl Suresi, 97)
    ayetleri kadının Allah önünde erkekle eşit olduğunu, Elif kişisinin paylaştığı Hucurat,13 ise üstünlüğün takva yönünden olduğunu ortaya koymuştur.
    Bahsettiğiniz İslam ve Şeriat uygulamaları (kadının erkeğin yarısı kadar miras alması, miras davalarında iki kadının şahitliğinin bir erkekle eşit olması, bir erkeğin 4 kadınla evlenebilmesi) İslamdan önce varolan uygulamalardır.
    Örneğin Cahiliyye döneminin bir uygulaması olan recm cezası İslamda varolmaya devam etmiştir. Fakat eskisinden farklı olarak artık 4 recm uygulaması için 4 şahit zorunlu olmuştur. Zina suçunun da 4 kişinin şahitlğinde gerçekleşmesi imkansıza yakın olduğu için İslam’da recm cezası çok az uygulanmıştır.
    Uzun yazıdan dolayı özür dilerim ve küçük bi özet olarak şunu sunarım:
    Şeriat İslam devlet hukukudur. Hukuk insan ihtiyaçlarına ve akıl,mantığa göre değişir. Haliyle Kur’anda 4 kadınla evlenilebilir yazıyor öyleyse İslam kadını alçaltır demenin mantığı yoktur. Kur’anın hükümlerinde değişmez ve sabit olan Allah’ın birliği, ahiret hayatı, uyulması gereken farzlardır.

  4. BU NE YA BU SAYFAYI SIRF OKAN BAYÜLGENİ SEVDİĞİM İÇİN TWİTLEDİM AMA GÖRÜYORUM Kİ İSLAMI KÖTÜLEMEK AMAÇ HİÇ YARADAN YARATTIĞINA SAHİP ÇIKMAZ MI? BİZ ANCAK ONUN KARŞISINDA İBADETİMİZLE ÜSTÜNLÜĞÜMÜZÜ KORUYABİLİRİZ. KADIN ERKEK FARK EDER Mİ? NE SALAK SAÇMA BİR YAZI. ALLAH ISLAH ETSİN.

  5. Evet, Dünyaya Erkekler Egemendir. Bu ne İslamın, ne dinin ne de insanlığın bir gereğidir.
    Erkek güçlüdür, o halde egemendir. Burda güç beden gücüdür. Bence İslamın da bu konuda bir yaptırımı, dayatması yada suçu yoktur.

    Kuranı kafanıza göre incelemişsiniz, tebrikler, doğru, ama acizane altında yatan gerçeklere ve nedenlere nedense hiç inmemişsiniz. Bu bence İslam Dininden nasiplenememişsiniz anlamına gelir. Tabii bu sizin de çevrenizin de eğitimin hatta ve hatta dünya görüşünüzün de bir suçu yok. Kısaca İslam Havuzuna girmemiş, tüm ilmi ve fenni ve teori kanıt ve varsayımları kullanarak Batını İlimler yönünden islamı hatmetmişsiniz anlamına gelir.

    Aslında İslamdan önce kadınların evlerinin önünde bir ahşap direk dikili olduğunu, Her yattığı erkek için bir çentik attıklarını, ve her çentiğin bir rütbe anlamını taşıdığını, hatta Kız çocuklarının diri diri kumlara gömüldüklerini, Hz Ömerin bir şeye ağlayıp bir şeye gülmesini anlatmama sanırım gerek yok.

    Kadınlar, analarımız, bacılarımız, yarlerimiz, yarenlerimiz herşeyimiz aslında yufka yüreklidirler. İki kadının şahitliği bir erkeğe tekabül etmesi bir azap değil Rahmettir. Çünkü onlar narin varlıklardır ve duygusal olurlar, Fıtrat ve yaratılışları gereği, hatta Bu onlara Allahın bir lütfudur. O yüzden şahitlikleri yüzünden veballeri olmaz. Ayrıntıyı kavrarsınız.

    Adet görmeleri de aslında aşağılayıcı bir durum değil aksine onlara bir kolaylık ve lütuftur. Hatta anatomik bir temizlik ve onlara özgü bir meziyet, aynı zamanda 60 orucu kaldıran, ve Bir yılda 23 Oruç tutmaları dahi bizimkine eş sayılması bir kolaylık ve onların narin varlıklar oluşuna Cenabı Allahın bir delilidir.

    4-10 Kadınla evlenmesine gelince onu inanın ben de hala anlamış değilim ama Yine Kuranı Kerimde ‘Bakabileceğiniz cariyeniz lerden alabilirsiniz…… der ve sonunda sizin için en hayırlısı 1 Eştir der.’

    Hz Muhammedin altı mı dokuz mu beni o kadar ilgilendirmiyor, kadınla evlenmesini anlamamız için o çağı ve Hz Muhammedi anlamız gerekiyor bence.

    Neyse lafı uzamayacağım İslam Dini hatta tüm semavi dinler insanlarla bir Lütuf ve kolaylıktır. Bizi kötülüklerden sakındırır.

    Bir klasik örnekle tüm yukarıdakileri özetliyeyim…

    Din olmasa idi benim Annemin ve kızımın etini yememe ne engel olabiirdi? Görüyoruz Çin’de yeni doğmuş ceninler yeniyor, Himalyalarda farenin içmediği su pis kabul ediliyor. Batıda Hayvanla cinsi münasebetler kuruluyor. vs. vs.

    Hak Geldi Batıl Zayi oldu. Zaten Batıl Zayi olmaya mahkumdu.
    Teşekkürler.

Yorumlar kapalı.